|
Yeni bir dergi çıkarmak ve hele o dergiye bir misyon biçmek, kendi içinde kimi iddiaları ve o iddiaları besleyen “bir şeyler yapma heyecanı”nı da taşıyor beraberinde. İddialar, öncelikle nelerin yapılmak istendiğine dair tespitler ve bu tespitlerin yaşama geçmesi yönünde ortaya konacak düşünceler, tartışmalar, arayışlar, eleştiriler, görüş ve öneriler toplamı ise; bir şeyler yapma heyecanı da bütün bu maceranın her an duyumsanacak olan o büyük ve ağır coşkusunun ifadesi oluyor. Böylesine gerilimli bir iç(sel) dinamiği yaşamadan, anlamlı, kalıcı ve işlevsel bir dergi çıkarmak herhalde mümkün değil. Ancak, sadece bunlar da bir derginin anlam ve yaşam bulmasına ve güç kazanmasına yetmiyor, onu hep eksik bırakıyor.
Sayı 1 / Kış 2006 | Yorum Ekleyin |
|
|
|
– HAKKI YÜCEL –
Kıbrıs Sorunu’nun uzun yılları bulan mevcudiyeti ve bu süreç içinde geçirdiği çeşitli aşamalardan sonra Avrupa Birliği projesi ile kazandığı yeni mahiyet yanında, her iki kesimde de iktidarın güçlü ortakları haline gelen sol unsurların varlığına rağmen hâlâ kalıcı ve birlikte kabul edilebilir siyasi bir çözüme ulaşılmasının ve barışın tesisinin sağlanamaması, bu kadim sorunun -en azından Sol açısından gerek bugünden geriye ve gerekse ileriye yönelik olarak anlamak, anlamlandırmak, çözümler, açılımlar ve seçenekler oluşturabilmek bağlamında- yeni okumalarını ve tartışmaları bir zorunluluk haline getirmektedir. Sayı 1 / Kış 2006 | Yorum Ekleyin |
|
|
|
– TUFAN ERHÜRMAN –
Her üretim biçiminin kendi hukuki ilişkilerini yaratacağı, dolayısıyla, günümüz hukukunun ve onun, “insan hakları”, “hukuk devleti” gibi en temel kavramlarının ve ilkelerinin kapitalist üretim biçiminin ve bu üretim biçiminin taşıyıcısı olan burjuva sınıfının ihtiyaçlarına yanıt bulmayı amaçladığı, Marks’tan beri solun bilgisi dahilindedir. İşte bu bilgi dolayısıyladır ki, solun modern hukukla ilişkisi sorunludur. Bu sorunlu ilişki, sol teorisyenlerden bir kısmını modern hukuku tamamen görmezden gelmeye iterken, diğerlerini de, bu olgu karşısında mesafeli bir tutum takınmaya zorlamıştır. Sayı 1 / Kış 2006 | Yorum Ekleyin |
|
|
|
– BİRİKİM ÖZGÜR –
Şu an içinde yaşadığımız toplum doğduğumuz zamanki toplum değil. Yarın da içinde yaşayacağımız toplum şimdikinden farklı olacak. Bu çok sık duyduğumuz ve belki de güncel hayatta sürekli tekrarladığımız bir ifade. Bu bakış açısı aslında siyasal anlamda modernite tartışmalarındaki post modern düşünce tarzının en indirgenmiş özeti. Bilimsel açıdan ise pozitivizm sonrası anlayışın gerçeği, doğruyu ve geleceği yorumlama şeklinin özünü teşkil eden düşünce tarzı bu. Sayı 1 / Kış 2006 | Yorum Ekleyin |
|
|
|
– İLKSOY ASLIM –
11 Eylül 2001 saldırılarından sonra Amerika Birleşik Devletleri'nce (ABD) Ortadoğu'nun demokratikleşme ihtiyacından sıklıkla bahsedilmektedir. Geçmişte, 1960'larda Üçüncü Dünya'nın "yeni ve modernleşen uluslarında, aydınlanma süreci ve demokratikleşme kaçınılmaz biçimde gerçekleşecektir" beklentisi olumlu bir şekilde sonuçlanmamıştır. Bunun nedeni Soğuk Savaş döneminde ABD'nce önceliğin Batı Blokunun çıkarlarının korunması olmuştur. Sayı 1 / Kış 2006 | Yorum Ekleyin |
|
|
|
– ALİ DAYIOĞLU –
Eğitim, azınlıkların* grup olarak kimliklerini koruyabilmeleri için gerekli olan unsurların başında gelmektedir. Bundan dolayı, geçmişten günümüze insan ve azınlık haklarıyla ilgili uluslararası belgelerde eğitim konusuyla ilgili düzenlemelere geniş şekilde yer verilmiştir. Bu çerçevede, bir azınlık grubuna mensup kişilerin kendi özel eğitim ve öğretim kurumlarını kurma ve yönetme ile anadillerini öğrenme ve bu dilde eğitim görme hakları günümüzde en önemli azınlık haklarının başında gelmektedir. Sayı 1 / Kış 2006 | Yorum Ekleyin |
|
|
|
– NAZIM BERATLI –
Ne yazık ki, Kıbrıs’ta sol deyince, iki farklı solu ele almaktan başka bir çare yok! Keşke bir tek Kıbrıs Solu olabilseydi ve biz de o Kıbrıs Solunun meselelerini tartışabilseydik ama tarihsel bir gerçektir ki ortada iki adet Kıbrıs solu var ve biz bu iki ayrı Kıbrıs Solunun, pek çoğu ortak olan sorunlarını, birlikte ele alıp tartışamıyoruz bile… Adanın en büyük sol gücü AKEL, bu tartışmaya girmeye henüz hazır değil gibi görünüyor ama umarım ki kuzeydeki tartışmaları en azından merak ve takip ederler. O bile, bir kazanç olur bu talihsiz ülke için! Sayı 1 / Kış 2006 | Yorum Ekleyin |
|
|
|
– UMUT BOZKURT –
2004 yılı yakın Kıbrıs tarihinde önemli bir dönüm noktasına işaret eder. Şubat 2004 yılında Kıbrıs sorununu çözmek üzere önemli bir adım atılmış, Kıbrıs’taki iki taraf, Annan Planı çerçevesinde bir uzlaşmaya varmaya teşvik edilmiştir. Görüşmelerin hiçbir anlaşma zemini bulunamadan sona ermesi üzerine, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin hazırlamış olduğu çözüm planı Nisan 2004 tarihinde yapılan bir referandum ile Kıbrıs’taki iki toplumun görüşüne sunulmuş, Kıbrıs Türklerinin çoğunlukla kabul ettiği plan, Kıbrıs Rumlarınca ezici bir çoğunlukla reddedilmiştir. Sayı 1 / Kış 2006 | Yorumlar (3) |
|
|
|
– ALİ BİZDEN –
Kenti okuma çabası, mekanın sadece fiziksel bir yüzey, coğrafi bir parça olarak değil, anlamlarla dolu sembolik bir alan olduğu kabulüyle ilgilidir. Zihinsel süreç, çevremizdeki dünyayı okunabilir bir harita haline getirme kapasitesine sahiptir. Bu harita bireyi, mekansal çevresel enformasyonu toplama, anlama, hatırlama ve kullanma konusunda yeterli kılar. Sayı 1 / Kış 2006 | Yorum Ekleyin |
|
|
|
– PEMBE BEHÇETOĞULLARI –
Neden yas ve onun görünümleri üzerine düşünmeliyiz Kıbrıs’ta? Neden bu adanın yakın tarihinde yaşanan kayıplar üzerine, bu kayıpların bize ne yaptığı ya da bizim kayıplar üzerinden kurduğumuz “anlatıyla” ne yaptığımız üzerine düşünmeliyiz? Bugün Kıbrıs’ın kuzeyinde –ve belki güneyinde de- toplumsal anlamda bir “kilitlenme” yaşıyoruz kanımca. Duvar delinmiş, iki toplum birbirine bir süreliğine yakınlaşmış olsa da, ya da belki tam da bu nedenle, bu delinmenin, beklendiği gibi, ardından siyasi bir çözümü getirmemiş olması nedeniyle iki toplum birbirine belki de “en uzak” hallere düştü. Sayı 1 / Kış 2006 | Yorum Ekleyin |
|
|
|
– ASLI SÜMER –
Göçmenler, bütün Batı ülkelerinin -hadi adını koyalım, dünyanın zengin kesiminin- ortak sorunu. Meselenin adı sıkça göçmenlik olarak geçse de, özü, göçmenlik tanımıyla sınırlı değil kesinlikle. Çünkü göçmen, doğduğu ülke dışında yaşayan kişileri tanımlamak için kullanılan bir terim. Halbuki Fransa’da son olaylardan sonra tutuklanan gençlerin % 90’ından fazlası, ana babaları -veya dedeleri nineleri- Afrika’nın çeşitli bölgelerinden gelmiş, ama kendileri Fransa’da doğup büyümüş Fransa vatandaşları. Yani, ana-babaları göçmen olan bu gençlerin kendileri göçmen değiller. Sayı 1 / Kış 2006 | Yorum Ekleyin |
|
|
|
– ANTONIO NEGRİ –
Jacopo Iacoboni’nin röportajı, La Stampa, 12 Kasım 2005. Çeviri: Pembe Behçetoğulları, Umut Bozkurt Sayı 1 / Kış 2006 | Yorum Ekleyin |
|
|
|
– HÜRREM TULGA –
Gazetelerin belli bir devamlılığı olduğu halde dergilerin sayısız kere başarısız olduğu ülkede evet; yine de “dergi” diyenlerle bir yolculuk başlatmış bulunuyoruz. Bu yolculuğu başlatan bizler, dayanışmayla, paylaşımla yolculuğu sürdürebileceğimize inanıyoruz. Kavramlar iğdiş ediliyor. Karşılıkları düşünülmediği gibi, işe geldiği gibi, nev-i şahsına münhasır amacın hasıl olması için kullanılıyor. Kelimenin tam anlamıyla “atıp tutma” var. Sayı 1 / Kış 2006 | Yorum Ekleyin |
|